Şans Sohbetleri: Son çeyrek çok zor geçecek

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ bu hafta Şans Sohbetleri’nde son çeyreği ve olası gelişmeleri değerlendirdi. Ağaoğlu ve Güldağ 4’üncü çeyrekle ilgili beklentilerinde, son alınan kararların ve düzenlemelerin, özellikle kredi tarafında daha da sıkışıklık yaşanmasına yol açtığına dikkat çekti. Fed ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz kararlarına da değinen ikili doların Euro karşısında olduğu gibi pound karşısında da güçleneceğini vurguladı.

Güldağ: Dikkatini çekmiştir; Hazine’nin yabancı para tahvillerle TL tahvillere ödediği faiz neredeyse aynı seviyeye geldi. Dolar bazında 10,5 civarında tahvile faiz ödüyoruz. Türk Lirası faize de 11.5 civarı. Doğrusu böyle bir ikinci dönem hatırlamıyorum.

Ağaoğlu: Bir dönem daha oldu aslına bakarsan. Mayıs 2013’te…

Güldağ: Onlar işlerin görece iyi gittiği dönemlerdi.

Ağaoğlu: 11,5 faiz de iyi bir şey önceki duruma bakınca…

Güldağ: Kesinlikle… Ama sürdürülüp sürdürülemeyeceği konusunda ciddi kaygılarım var.

Ağaoğlu: Orası ayrı. Mayıs 2013 tarihinde 4,61’e düşmüştü Türkiye’nin 10 yıllık Türk Lirası tahvil getirisi. O tarihte Amerikan 10 yıllıkları da 2,20 seviyesindeydi. Türkiye’nin CDS’leri de 230’lardaydı. Herhalde gördüğü en düşük seviyelerdeydi. Şimdi baktığımız zaman 2,20 artı 2,30 zaten 4.50’ye gelir. 4,60 da işte oralarda eşitlenmiştik.

Güldağ: Tamam ilk değilmiş…

Ağaoğlu: Ama o zaman piyasa çalışıyordu. Arz talep dengesiyle belirlenen bir faizdi o. Şu andaki TL faizin arz talep dengesiyle belirlendiğini iddia etmek hayli zor.

Güldağ: Dolar cinsinden olan da çok yüksek doğrusu…

Ağaoğlu: Dolar cinsinde olanda bir problem yok. Çünkü CDS primi yani risk primi çok yüksek olduğu için… Yani matematik olarak ispatla deseniz az çok ispatlarız. Ama TL olanı açıklamak zor. Yüzde 81 enflasyon açıklandığı ortamda 11,40 tahvil faizini açıkla deseniz müsaadenizi isterim.

Güldağ: Anlatılamaz mı yani?

Ağaoğlu: Okuduğum bildiğim eğitim buna izin vermiyor, beceremiyorum daha doğrusu. Daha iyi becerecek arkadaşlara yer açmak lazım böyle bir durumda.

Güldağ: Geçen hafta konuştuk aslında. Artık fiyatın belirlendiği bir ortamdayız. Kendin söyledin ‘narh’ uygulamasına doğru gittik diye. Faiz de paranın fiyatı olduğuna göre… Tam saha pres uygulayıp, düzenleme üstüne düzenlemeyle sistemi dar bir koridora sıkıştırınca sonuçta istenen fiyat oluşuyor. Ama bu sefer de mal ortadan kayboluyor. Aynen krediye ulaşımın çok zorlaşması gibi…

Ağaoğlu: Tabelada bir fiyat yazıyor ama malı alamıyorsun…

Güldağ: Asıl problem krediye ulaşamamanın yarattığı ve böyle giderse son çeyrekte iyice ağırlaşabilecek tablo ürkütüyor. Ürkünce de davranışlar bozuluyor. Önde gelen bir bankamızın Anadolu yakasındaki büyük bir şubesinin müdiresi ile sohbet ettim. Piyasayı sordum. ‘Moralimizi bozmuyoruz, müşterilerimize de moral aşılamaya çalışıyoruz ama görünen köy kılavuz istemiyor, özellikle son çeyrek daha da sıkıntılı geçecek’ dedi.

Ağaoğlu: Kendimizi tekrarlıyoruz gibi geliyor bana nedense…

Güldağ: Haklısın, ben de kaçınmaya çalışıyorum ama sorunlar da çözülmüyor ki… Hatta bana göre alınan kararlar son dönemde daha da bozdu piyasayı. Piyasa sıkıştıkça riskler de büyüyor. Ona dikkat çekmeye çalışıyorum. Eski bankacı ve şimdi önde gelen bir danışmanlık şirketimizin yöneticisi, “Bu dönemde KOBİ’ler, şirketlerimiz ne yapmalı?” diye sorunca, “Nefessiz kalmasınlar. Bu dönemde en önemlisi nakit akışını yönetebilmek. Bir süre aç kalırsanız bir şey olmaz. Biraz kilo verirsiniz. Ama nefessiz kalırsanız, en güçlü bünyeler bile 2-3 dakika içinde yığılır kalır’ dedi. Finansmana erişim, bazı şirketler için bu kadar hayati…

Ağaoğlu: Zincirleme etki yapar.

Güldağ: Doğru. Aslına bakarsan mali borçların dönmesinin ötesinde firmaların birbirine olan tedarik borçlarını sekteye uğratabilir. Mali borçlar 6.5 trilyon liraysa, diyelim yüzde 20 kadar bundan bireysel olanları düşünce, onun bir buçuk katı kadar tedarik borçları var. Haydi bankalar, bir şekilde firmaların kredi borçları konusunda üzerlerine çok gitmiyor. Ama firmalar yeni kredi bulamadığında, nakite, likiditeye, finansmana sıkıştıkça tedarik zinciri hasar görür. Burada aksama ciddi sonuçlara yol açar.

Ağaoğlu: Özellikle KOBİ’ler açısından böyle bir tehlike var.

Güldağ: Nefessiz kalırlarsa, ödemeyecek, ödeyemeyecek. O zaman da konkordatolar vb. peşi sıra gelir. Bunu yaşadık geçmişte. Ekonomi yönetimi de özellikle kasım, aralık gibi bu tehlikeyi gördüğü için olsa gerek KGF’yi yeniden devreye sokmaya çalışıyor. Tabii bu söylenince de şimdi herkes bankacıları arayıp, bize de ayırın diyor. Ama sanıyorum, KGF, son dönemin yaklaşımına uygun olarak ihracat ve yatırım ağırlıklı olur. İç piyasaya pek bir şey düşmez oradan. O tarafta sıkışıklık artarak sürer.

Ağaoğlu: Süreç giderek daha da geniş kesimleri etkiler hale geliyor. İhracatçıların da durumu rahat değil. Maliyetleri artıyor, gelirleri sabit. Paritedeki oynaklıklarla bir anda zarara bile geçebiliyorlar veya geçmeseler bile karlarından çok büyük fedekarlık yapmaları gerekiyor. İşleri gerçekten zorlaşmaya başladı.

Güldağ: İthalatımızın yüzde 70’i dolar cinsinden. İhracatımızın ise yüzde 50’si Euro. Dolar güçlendikçe özellikle Avrupa’ya ihracat yapanların kar marjları eriyor. Doların, Euro karşısında güç kazanması şimdiden ihracatımızı 7-7.5 milyar dolar olumsuz etkiledi.

Ağaoğlu: İhracatçıyı krediyle destekleyeceğiz diyoruz ama orada kuyruk var. Kurla desteklemiyoruz. Maliyetlerini azaltacak önlemleri alamıyoruz. İçeride enflasyonu kontrol edemiyoruz. Çoklu bir şekilde ihracatçının bile zorlandığı bir yerde sadece iç piyasaya çalışanlar için hayat gittikçe zorlaşmaya başladı. O yüzden alınan önlemler nedir, genişletici midir, daraltıcı mıdır?

Güldağ: Sence?

Ağaoğlu: Daraltıcı… Sanıyorum şu andaki idareciler için seçime kadar olan dönem stok problemi veya akut bir problem, Halbuki kronik bir problem, bir akım problemi var. Bir seferlik bir çözümü yok bu işin ne yazık ki. Bu apandisit ameliyatı olmaya benzemiyor. Tedavi edilebilir bir kanser türü gibi… Uzun süreli bir tedavi yöntemi uygulamanız lazım ki iyileşebilesiniz. Ameliyat gibi bir seferlik bir iş değil. Alınan önlemler tabelayı şık göstermeye yönelik. Tabelada yazan güzel ama ulaşılabilir değil. Hep işin etrafıyla uğraşıyoruz. Ana sorunla değil. Oysa meselenin tek bir çözümü var. Ne kendimizi, ne sistemi çok yormayalım. Çünkü bugün yorduğumuz sistem ileride bize hizmet veremez hale gelebilir. Ödeme sistemleriyle ilgili hatırlarsan endişeyi paylaşmıştık ve bu yaşanıyor yavaş yavaş.

Güldağ: Peki çözümü ne?

Ağaoğlu: Bir tane çözümü var, hiç tartışmayalım. Paranın maliyetini yeknesaklaştıralım. Türk lirasının maliyetini yeknesaklaştıralım. O maliyetin bir orta noktası olsun. Onun bir çıt üzeri kredi, bir çıt altı mevduat olsun ve konu kapansın. Hakikaten yapılması gereken iş bu kadar basit iken etrafında dolanıp duruyoruz. Bu kadar kafa karışıklığı da piyasaya güven değil, belirsizlik veriyor. Ahlaki erozyona doğru kayan bir durum ortaya çıkarıyor. Oysa bu sonu gelmeyen düzenlemelere bir son verip, yeknesak bir piyasa ve ortam hazırlasak. Sonra da mümkünse geri çekilip gerektiğinde yardıma ihtiyaç olduğunda orada olsak devlet olarak, kamu otoritesi olarak, daha iyi olmaz mı?

Pound’da 1.1490 seviyesi aşılırsa 1’e 1 ihtimali artar

Güldağ: Dolarda güçlenme sürüyor. Bu arada pound da bir gariplikler var…

Ağaoğlu: Dolar endeksinde şu anda 109.9’dayız. İşin ilginç tarafı benim daha önceki analizlerim bana 112’leri gösteriyordu. Şimdi 112 bir tarafa 122’lere kadar giden bir hareket ihtimali de var. Fed toplantısı 20-21 Eylül’de. Avrupa Merkez Bankası 75 baz puan artış yaptı. Ama Fed’den de o seviyede bir faiz artışı bekleniyor. Özellikle Powell’ın Jackson Hall’de yaptığı toplantıda ‘Bu iş çok ciddi arkadaşlar, ‘mış’ gibi yapacağımızı falan düşünüyorsanız vazgeçin. Bu enflasyon işini çok ciddiye alıyoruz’ demesi önemli. Avrupa’nın artırması yetmeyecek o anlamda. Çünkü Fed arttırmaya devam edecek. Avrupa arttıramayacakken…

Güldağ: Parite nereye gidebilir o durumda?

Ağaoğlu: Parite bu arada bu hafta içinde daha önceki diplerinin de altına indi ve 98,64’lere kadar indi. 98,64 son 5 yılın en düşük seviyesi. Bu bence önemli bir eşik. Dolar endeksinde 110 evet, 112 de. Euro 96,50 98,50 bölgesine giriyor ama 122 bölgesine geçtiği zaman 92,50-94,50 bölgesine geliyor. Bu ihtimal arttı.

Güldağ: İhracatçımızı da kötü etkileyecek.

Ağaoğlu: Aynen öyle. İyi taraf petrolden geldi. Petrol düştü.

Güldağ: Petrole gelmeden şu pounda kısaca değinelim.

Ağaoğlu: Pound bir anlamda yeni başbakanını seçti. İngiltere’de kraliçenin ilk başbakanı 1874 doğumluydu; görev verirken fotoğrafı var. Şimdiki Başbakanı 1975 doğumlu ve arada 101 yıllık bir dönem var.

Güldağ: Kraliçe yoğun bakımda…

Ağaoğlu: Kraliçeye buradan şifa dileyelim. Pound kısmında işin biraz zorlaştığını söyleyeyim. Çünkü poundun daha önceden 2020’de salgın ortasında gördüğü en düşük seviyelerin de altına inen bir yerdeyiz. Poundun işi gerçekten çok zorlaşmaya başladı ve çok fazla insanın dikkat etmediği bir şey, pound bire bire gider mi sorusu sorulmaya başlandı. O dolarla evet, şimdi bu garip bir durum ama bire bire gitmiyor. Fakat pound için şu andaki 1.1490 seviyesi çok kritik seviye. Eğer burası aşılırsa gerçekten bire bir ihtimali artıyor biliyor musun? Aşılırsa derken, aşağı doğru giderse… Pound’un gitmesi ihtimali var. 150 milyar poundluk bir destek paketi bu enerji fiyatlarının hane halkını vurmasından dolayı bir destek paketi var. Hane halkına gelen 40-50 milyar poundluk. Geri kalanı şirketlere ve kurumlara gelecek olan destek. O da gelirse poundda bir parasal genişlemeden bahsediyor olacağız. Parasal genişleme eşittir paranın değerinin düşmesi. Gerçekten pound birebir olabilir, risk büyük. Dolar endeksi 120’ye gittiğinde pound bire bire kadar gelmiş olabilir. Çok ilginç bir dönem. Majör bir trendden bahsediyorum, daha da ilginci 0,95 ortada görülüyor. Ben bire bire gireyim de 0,95 meselesine ayrıca bakarız ama 122 seviyesi var dolar endeksinde. Hakikaten dünyanın tamamen dolara bağlı bir hale geldiği bir dönem yaşayabiliriz bu durumda. Tabii, ‘o gün ne zamandır’ dersen 2-3 yıllık perspektiften söz ediyorum. Hatta pound için söyleyebileceğim yaklaşık 2 buçuk-3 yıldan bahsediyorum. Bu dediğim trend yükselişlerle inişlerle seyredecektir doğal olarak. Düzeltmelerle toparlanmalar yaşanacaktır bu süreç ama bugün gelinen noktada yakın gelecekte pound açısından böyle bir risk var.

İran ile anlaşma denkleme girerse petrolde 75 doları da görmemiz ihtimal dahilinde…

Güldağ: Emtia ve petrolde beklentilerin nedir? Çin yavaşlamaya devam ediyor gibi. Navlun da aşağı indi. Şangay- Avrupa limanları hattında konteyner fiyatı 18 bin dolarlardan 6 bin 200 dolarlara kadar geri gelmiş vaziyette. Demir-çelikte ciddi düşüşler var.

Ağaoğlu: Aslında petrol daha fazla dikkatimi çekiyor benim şu anda. Çin, bu sene değil çift hane değil beş ve hatta daha daha aşağıda bir büyüme yaşayabilir. Çözülemeyen emlak problemi bence Çin’i ve beraberinde o bölgeyi yavaş yavaş aşağı çekiyor. Önümüzdeki yıllara da sirayet edince beklentiler, uzun vadeli pozisyonlar için çok iyimser bir ortam oluşmuyor o zaman da onu destekleyen kısa vadeli hareketler de cılız kalıyorlar. Şu anda bakırda mesela çok büyük bir düşüşün sonrasında bir düzeltme geldi. Çok orada cılız kaldı. Sorun oradan çıkıyor. Genelde küresel büyüme durgunluk endişeleri, ki Fed’in faiz artışı, naçizane hakikaten akademik ekonomistler tarafından yakından analiz edilmesi gereken bir durum. Ama bu analizi bugün yapamayız ya da yapacağımız analiz de doğru sonuç vermez.

Güldağ: Neyin analizinin yapılması lazım?

Ağaoğlu: Arz yönlü mü talep yönlü mü? Ben şu andaki enflasyonun talep yönlü olduğunu düşünmüyorum. Bugüne kadar gelen yükselişler tamamen talep değil ama finansal piyasalardaki kolaylıktan kaynaklanmıştı, üzerine şimdi arz tarafından koronavirüs sırasında tedarik zincirlerinde yaşanan sıkıntı gelmişti. Bir de üzerine arz tarafından Ukrayna -Rusya savaşı, ve enerji tarafında yaşananlar. Tabii bunların manipülasyonları da yapıldı. Onlar ayrı bir hikaye ama manipülasyonlar kısa ömürlüdürler. Daha uzun ömürlü, sürdürülebilir tarafta veya daha uzun süreli trendlere baktığımızda emtiada şu anda öyle yukarıya çıkarabilecek bir ortam yok. Çünkü küresel yavaşlama var. Çin büyümesi görece sıkıntılı bölgeye geçti ve Avrupa desen bizim için sıkıntılı. Amerika şu anda ekonomik olarak fena değil, işsizlik son derece düşük ama onlara da faiz artışları bir yavaşlama getirecektir. Oradaki kısım Çin’in Amerika ile ilişkisinde bir problem veya sorun yaşamayacaklar ama Çin’in kendi içindeki sıkıntıdan kaynaklanan bir sorun emtia fiyatlarını aşağı çekiyor ve doğal olarak dünya ticareti büyüme endişelerinden dolayı yavaşlayınca navlun aşağı iniyor. Bir de koronavirüs ve benzeri kesintiye uğratacak veya büyük bir savaş endişesi henüz daha olmadığı için navlun veya dünya ticareti yavaş yavaş normale dönüyor. O navlunu aşağıya çekiyor.

Güldağ: Zaten çok yüksek değil miydi?

Ağaoğlu: Evet. Dehşet yüksek saçma sapan rakamlardı. Hatırlarsan Süveyş Kanalı’nın ortasında gemi bile karaya oturttular bunu yüksek tutmak için diyecek kadar bu işte manipülasyon vardı.

Güldağ: Emtiadaki düşüşün nedeni ne?

Ağaoğlu: Bu düşüşün arkasındaki temel sebeplerden bir tanesi doların değer kazanmasıdır. Bunların hepsi dolar bazında fiyatlandıkları için değerlenen bir dolar karşısında piyasalarda ürün fiyatları da pahalanmaya başlıyor. Sizin paranız dolar karşısında kaybedince doların maliyeti yükseldiği için de siz o mala olan talebinizi azaltıyorsunuz. Bu dönüyor dolar bazında fiyatlanmış olan emtia tarafındaki dolar bazlı fiyatı da zorluyor ve onu da aşağı çekiyor. Şimdi dolar değer kazandı. Biraz karışık gibi ama dolar bazlı emtia fiyatları dolar değer kazandığı için biraz düşmeye başlıyor.

Güldağ: Petrol tarafında?

Ağaoğlu: İran önemli. Bazıları 50- 60 diyor, bence 70-80 milyon varillik yüzer stoğu var İran’ın. 50-60 veya 70-80 tane 1 milyon varillik gemiyle ortada dolaşan bir stoktan bahsediyoruz. Bunu ucuza kapatma her zaman çok sevdiği bir şeydir, ilk nükleer anlaşmada da benzer bu durum olmuştu. Petrol piyasası ucuza kapatmayı sever. O yüzden şu anda piyasalar bana İran anlaşmasının yaklaştığını söylüyor. Tabii bunun da arkasında talep azalması, bunun arkasında güçlenen dolar, bunun arkasında Amerika’daki kayaç petrolü üreticilerinin üretimlerini artırmaları geliyor. Bu ve benzeri geçici bir durum ama benim 85 dolarlık beklentim İran’la olur dediğime yaklaştık. Eğer burada 85, açıklanınca anlaşma 75’e düşer miyiz? İhtimaldir ki düşeceğiz. Ama çok da uzun süre kalır mıyız? Benim için hep soru aynı. Yarın ne olacağını tahmin etmek üç aşağı beş yukarı kolay ama öbür gün ne olacağını tahmin etmek daha önemli benim için. O yüzden doğal gazın fiyatlandırmasında bir kolaylık henüz ortaya çıkmadığı için o da dönüp dolaşıp petrolü biraz daha etkiler durumda. Yani Ukrayna -Rusya savaşı. Ben bu İran meselesinin hızlanacağını veya yaklaştığını düşünüyorum. Bu yıl içinde bitmesini bekliyorum. Benim izlediğim haberler böyle. Belki de tarafl ı gözle bakıyor olabilirim.

Yorum yapın